Eser Elementlerin ve Folik Asidin Eritrosit İçinde Ölçülmesinin Önemi

ESER ELEMENTLERİN VE FOLİK ASİDİN

ERİTROSİT İÇİNDE ÖLÇÜLMESİNİN ÖNEMİ

 

Eser elementler ve folik asit, eksikliklerini – ya da fazlalıklarını – belirlemek amacıyla son zamanlara kadar serum ya da plazmada çalışılmakta idi. Rutin laboratuvar pratiğine uygunluğu, test öncesi ön hazırlık yapılmasına gerek olmaması ve bu konuda yapılmış çalışmaların azlığı nedeniyle serum ya da plazma tercih edilmekte idi. Ancak yapılan çalışmalar ve bu çalışmalardan elde edilen güncel bilgiler, bir takım nedenlerle bu testlerin eritrosit içi düzeylerinin ölçülmesinin daha doğru olduğunu gösterdi.

Birçok laboratuvar testinde olduğu gibi eser elementler ve folik asit gibi vitaminler açlık – tokluk döngüsünden etkilenmekte ve serum seviyeleri değişmektedir. Diurnal varyasyona (sirkadiyen ritme) sahip olan bu tür testlerde sadece açlık durumu değil, aynı zamanda günlük aktiviteler, uyku – uyanıklık siklusları, yaşanan stresler ve besin takviyelerinin kullanılıp kullanılmaması serum seviyelerini etkilemektedir.

Çinko

Serum ya da plazmada ölçülen çinko seviyeleri çinko eksikliğini belirlemek için yeterli olsa da her zaman vücut çinko durumunu tam olarak yansıtmaz. Dolaşımdaki çinko konsantrasyonları, başlıca taşıyıcı protein olan albümin konsantrasyonları ile uyumludur. Bu yüzden hepatik siroz ve malnutrisyon gibi hipoalbuminemi durumlarında plazma çinko konsantrasyonları azalmış olarak ölçülür. Kortikosteroidler, doğum kontrol hapları (OKS) içinde bulunan gonadalsteroidler ve gebelik esnasında yüksek seviyelere ulaşan cinsiyet hormonları nedeniyle dolaşımdaki çinko seviyeleri azalır. Ayrıca infeksiyon ve inflamasyon varlığı dolaşımdaki çinko seviyelerinin hatalı olarak düşük ölçülmesine yol açar.

Plazma çinko seviyeleri diurnal varyasyona sahiptir. Yemeklerden sonra düşer, kısa süreli açlıkta yükselir. Eritrosit içi çinko seviyeleri serumdakinden 10 kat daha yüksektir. Hemoliz varlığı serum ve plazma seviyelerini oldukça etkiler.

Çinkonun serum ve plazma düzeyleri arasında da farklılık vardır; serum çinko düzeyleri plazmadan %10-15 daha yüksektir.  Bu durum koagülasyon esnasında eritrositlerden sızma ve trombositlerin parçalanması nedeniyledir.

Bakır

Serum ya da plazma bakırı, bakır alımının klinik değerlendirilmesi için kolay rutin bir testtir. Ancak dolaşımdaki konsantrasyonları kısa dönem bakır durumu hakkında göreceli olarak zayıf bilgi verir. Ayrıca hafif düşük seviyeleri bile depolardaki şiddetli eksikliğe bağlı olabilir. Plazma bakır konsantrasyonları güçlü homeostatik mekanizmalar tarafından kontrol edilir ve kişide görece dar bir aralıkta tutulur. Plazma seviyeleri sadece bakır depoları boşaldıktan sonra düşer. Çinkoda olduğu gibi dolaşımdaki bakır konsantrasyonları da bir takım faktörlerden etkilenir ve bakır seviyeleri bu faktörlere oldukça duyarlıdır.

Serumda bakır taşıyan başlıca protein seruloplazmindir ve dolaşımdaki bakırın yaklaşık % 80’i seruloplazmin içinde bulunur. Bu protein seviyesini değiştiren durumlar dolaylı yoldan bakır seviyelerini etkiler.

Eritrosit içi bakır konsantrasyonları tüm bu değişikliklere daha dirençlidir ve değişiklikler daha geç ortaya çıkar. Bu durum güvenilir sonuçlar elde edilmesinde önemlidir.

Mangan

Serumda da ölçülebilmesine rağmen doku mangan depolarının en iyi göstergesi eritrosit içi seviyelerinin ölçümüdür. Eritrosit içi mangan seviyeleri romatoid artritte yükselirken, düşük seviyeleri daha çok yeni doğan konjenital anomalilerine eşlik eder. Doğal beslenmeye sahip bireylerde mangan eksikliği nadir görülür.

Krom

Glukoz ve lipid metabolizmasında görevli bir eser elementtir. İnsülin direncinin sebeplerinden biri krom eksikliğidir ve krom eksikliğinde insülinin glukoz düzenleyici etkisi ortadan kalkmaktadır.

Metal, boya, deri ve kimya sanayi iş kollarında çalışanlarda aşırı kroma maruz kalmak krom toksisitesine yol açabilir.

Üste