Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)

Diabetes Mellitus (Şeker Hastalığı)

Diyabet, insülin eksikliği ya da insülin etkisindeki defektler nedeniyle organizmanın karbonhidrat, yağ ve proteinlerden yeterince yararlanmadığı, sürekli tıbbi bakım gerektiren, kronik bir metabolizma hastalığıdır (1). Bu hastalık kan şekeri yüksekliği (hiperglisemi), çok su içme (polidipsi), çok idrara çıkma (poliüri) ve kilo kaybı ile karakterizedir. Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de görülme sıklığı giderek artmakta, hem hastaların hem de ülkelerin sağlık harcamalarında önemli bir yer tutmaktadır. Son çalışmalara göre ülkemizde diyabet görülme sıklığı % 13,7’dir (2).

Diyabet küresel ölümlerin dördüncü önemli nedenidir ve maalesef diyabetli kişilerin %50’si sağlık durumlarının farkında değillerdir.

Diyabetli kişiler, diyabetli olmayanlardan 2-4 kez daha fazla kardiyovasküler hastalık geliştirme riskine sahiptirler. Kardiyovasküler hastalık, endüstrileşmiş ülkelerde, bir numaralı ölüm nedenidir. Kardiyovasküler hastalıktan ötürü ölüm riski, diyabetli kişilerde, diyabetli olmayanlardan üç kez daha fazladır.

Kan şekeri seviyesinin iyi kontrolü, tüm diyabet tiplerinde komplikasyon gelişme riskini azalttığına dair ­kesin kanıtlar mevcuttur. Yükselmiş kan basıncı ve kan yağlarının kontrolü de aynı derecede önemlidir. Toplumun tüm kesimlerinde bu parametrelerin daha iyi kontrolü, yaşam kalitesinin yükselmesine yol açacaktır.

İnsülin Rezistansı

İnsülin, pankreas bezi tarafından üretilen ve kan glukoz seviyesini düzenleyen bir hormondur. Glukozu enerji üretimi için ihtiyaç duyan hücrelerin içine taşınmasını sağlamak üzere her öğünden sonra bir miktar insülin salınmaktadır. İnsülin direnci; özellikle kas ve yağ dokusunu oluşturan hücrelere glukoz girişindeki insülin etkinliğinin azalmasıdır. Bir başka deyişle normal konsantrasyondaki insülinin normalden daha az biyolojik yanıt oluşturması durumudur (3). Hücrelerin enerji ihtiyacı sürekli olduğundan azalan insülin etkinliğini aşmak için başlangıçta pankreastan salınan insülin miktarı artarak sorun aşılmaya çalışılır. Bu durum pankreas bezinin yorulmasına ve bir süre sonra insülin sentezleme ve salgılama yeteneğinin kalıcı bozulmasına neden olur.

İnsüline direnç gösteren hastaların çoğunda herhangi bir hastalık belirtisi yoktur. Bu sürecin vücutlarında oluştuğunun farkında değillerdir. Olguların çoğunda vücut birçok yıl fazladan insülin üretimi gereksinmesiyle başa çıkabilir. Tedavi edilmeyen hastalarda daha sonra diyabet gelişir. İnsülin direnci gelişmesinde rol oynayan faktörlerden belki de en önemlisi obezitedir (4).

İnsülin direncini ortaya çıkarmaya yönelik laboratuvar testleri sınırlı olmakla birlikte oldukça duyarlıdır. HOMA – IR indeksi yaygın kullanım alanı bulmuş geçerli bir testtir. Proinsülin ölçümü ise insülin rezistansını erkenden göstermesi açısından önemlidir. Her iki test de daha diyabet gelişmeden insülin direncini göstererek erken önlem alınmasını sağlayabilir.

 

HOMA–IR İndeksi (Homeostasis Model of Assessment–InsulinResistance)

Pankreas bezinin insülin salgılama fonksiyonunu ve insülin direncini değerlendirmeye yarayanpratik bir testtir. Sabah saatlerinde 10 – 12 saatlik açlıktan sonra alınan kan örneğinde glukoz ve insülin testleri çalışılarak HOMA – IR indeksi hesaplanır. İnsülin direnci olan hastalarda vücut, açlık kan şekerini normal aralıkta tutabilmek için yükselir. Bu durum HOMA – IR indeksinin yüksek çıkmasına (referans aralık < 2,5 mUxmmol/L) sebep olur (5).

Proinsülin

Proinsülin insülin hormonunun öncülü olarak pankreastan bir miktar salınır ve insülin aktivitesine sahip değildir. Pankreas bezinin iyi ya da kötü huylu β hücre tümörlerinde kan proinsülin seviyeleri yükselir (hiperproinsülinemi). Pankreasın nadir görülen bu tümörleri dışında proinsülin yüksekliği sadece insülin direnci gelişen hastalarda ve gelişmekte olan tip 2 diyabetin ilk laboratuvar belirtisidir (6). Henüz yaygın olarak kullanılmamakla birlikte yakın gelecekte oldukça değerli bir test olarak rutin kullanıma geçecektir.

 

Kaynaklar

1.      Diabetesmellitus ve komplikasyonlarının tanı, tedavi ve izlem kılavuzu (2011). Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği.

2.      Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması (TURDEP-II)

3.      Reaven GM. BantingLecture 1988: Role of insülin resistance in humandisease. Diabetes 1988; 37: 1595 – 1607.

4.      Kissebah AH ve ark. Relationship of body fatdistributiontometaboliccomplications of obesity. J ClinEndocrinolMetab. 54: 254 – 260, 1982.

5.      Borai A ve ark. Selection of theappropriatemethodfortheassessment of insulinresistance.BMC MedResMethodol. 2011 Nov 23;11:158.

6.      Kahn SE ve ark. Proinsulin as a marker fort he development of NIDDM in JapaneseAmerican men. Diabetes, 44: 173 – 9. 1995.

Üste