Paraneoplastik Sendrom Testleri

Aquaporin 4 otoantikorları
İnflamatuar otoimmün bir hastalık olan Nöromiyelitis optika (NMO) SSS’nin akkiz demiyelinizan bir hastalığıdır ve optik sinirleri ve spinal kordu (transvers miyelit) tutar. NMO’da multiple sklerozda gözlenmeyen ve Aquaporin 4 adı verilen oldukça spesifik antikorlar bulunur. Aquaporin 4 proteini bir su kanal proteinidir ve SSS’de sıvı-elektrolit dengesinin düzenlenmesinde görev alır, astrositler tarafından sentezlenir. Aquaporin 4’e karşı oluşan antikorlar periferal plazma hücreleri tarafından üretilir ve SSS’de hedef antijen bağlandıktan son-ra lokal inflamatuar demiyelinasyon ve nekroza neden olur. Bazı hastalarda aquaporin 4 otoimmünitesi tümöre bağlı bir immün reaksiyon sonunda gelişmekte ve bu nedenle paraneoplastik sendrom testleri kapsamında değerlendirmeye alınmıştır.

 

Beta-2-Mikroglobulin, Serum
Beta-2-Mikroglobulin (B2M) histokompatibilite antijeninin hafif zincir komponentini oluşturan düşük molekül ağırlıklı bir proteindir. Klas I MHC antijenlerinin integral bir parçasıdır ve tüm vücut sıvılarında bulunur. Artmış serum B2M böbrek hastalığı, romatoid artrit, sistemik lupus eritematozus, malign lenfoma, miyeloma, kadmiyum maruziyeti ve karaciğer ve böbrek transplantasyonunda bulunur. Azalmış serum B2M düzeyi hemodiyalizde gözlenir. B2M düzeylerinin takibi HIV infekte bireylerde hastalığın AIDS, lösemi ve lenfomaya progresyonunun gösterilmesinde bağımsız bir belirteçtir.

 

Beta-2-Mikroglobulin, İdrar
Beta-2 Mikroglobulin (B2M) histokompatibilite antijeninin hafif zincir kompo-nentini oluşturan düşük molekül ağırlıklı bir proteindir. Tüm nükleuslu hücre tipleri tarafından sentezlenir. Klas I MHC antijenlerinin integral bir parçasıdır ve tüm vücut sıvılarında bulunur. B2M böbreğin glomerüllerinden filtre olur ve sonra proksimal tübüllerden reabsorbe olarak katabolize edilir. Normal hastalarda sadece eser miktarlarda idrarda B2M bulunur. Artmış idrar B2M tübülo-interstisiyel bozukluklarda görülür. Ayrıca kadmiyum  maruziyeti,  egzersiz  ve  ateş  durumlarında  da  idrar  B2M’i  artabilir.


İdrar toplama
Beta-2-Mikroglobülin asit idrarda anstabildir. Hasta idrara çıkmalı ve bir bardak su içerek bir saat içinde idrar örneği alınmalıdır. İdrar pH’sı 1 M NaOH ile süratle  6-8  arasına  getirilmelidir.  Örnekler  14  gün  2-8°C’de  saklanabilir.

 

Paraneoplastik Sendrom Testleri
C-Reaktif Protein (CRP) (İnflamasyon)
İnfeksiyonlar, inflamatuar hastalıklar ve malign neoplazmlar gibi doku hasarına yol açan biçok olay başlıca akut faz cevabı oluşturan c-reaktif protein (CRP) ve diğer akut reaktanlarla (örneğin AAT, C3, C4, haptoglobin) ilişkilidir. CRP cevabı sıklıkla ateş gibi klinik belirtilerden önce ortaya çıkar. Normal sağlıklı bireylerde CRP 5 mg/L üst sınır olmak üzere eser miktarda bulunan bir proteindir. Akut faz cevabı başladıktan sonra serum CRP konsantrasyonu süratle ve yaygın bir şekilde artar. Normal değerin binlerce kat üstü değerler miyokard infarktüsü, major travma, cerrahi veya malign neoplazm gibi aşırı uyarıyla ilişkilidir.

 

Kappa ve Lambda Haff Zincir, 24 saatlik idrarda, Kantitatif
Multiple miyelomalı hastaların yaklaşık %50’si idrarda serbest hafif zincir ekskrete eder. Bu hastaların yaklaşık yarısı sadece hafif zincirleri ekskrete eder; diğer yarısı ise serbest hafif zincirleri ve buna karşılık gelen intakt immünoglobülinleri ekskrete eder. Hafif zincir ekskresyonu kabaca tümör büyüklüğü ile orantılıdır ve tedavi takibinde yararlı olabilir.

 

Kappa/Lambda Haff Zincirleri, Serum
İmmünoglobülin molekülleri immünoglobülin sınıfını belirleyen iki benzer ağır zincirden (Alfa, Delta, Epsilon, Gamma ve Mu) ve iki benzer hafif zincirden (Kappa ve Lambda) oluşmuştur. Her bir hafif zincir kovalent bağla ağır zincire bağlıdır ve iki ağır zincir kovalent bağla hinge bölgesinden birbirine bağlanır. Sağlıklı bireylerde, serumda hafif zincirlerin çoğu bu formda, ağır zincire bağlı halde bulunur. Bununla beraber, düşük düzeylerde serbest hafif zincir normal bireylerin serumunda, plazma hücreleri tarafından aşırı üretim ve sekresyona bağlı olarak bulunur. Her iki hafif zincirin de moleküler ağırlığı 22.5 kDa’dur, serum kappa hafif zinciri başlıca monomer olarak ve lambda hafif zinciri biri-birine kovalent bağlı bir dimer halinde bulunduğu için molekül ağırlığı 45 kDa’dur. Bu durum kappa ve lambda hafif zincirlerinin farklı glomerüler filtrasyon hızlarına yol açmakta ve serumda kappa serbest hafif zincir/lambda serbest hafif zincir oranının 0.625 olmasını açıklamaktadır. Bağlı kappa/lambda oranı 2.0’dır. Monoklonal serbest hafif zincirin artmış serum düzeyleri malign plazma hücre proliferasyonu (örn, multiple myeloma), amiloidoz ve hafif zincir birikim hastalığı ile ilişkilidir. Poliklonal serbest hafif zincirin artmış serum düzeyleri sistemik lupus eritematozus gibi otoimmün hastalıklarla ilişkilidir.

Monoklonal Gammopatiler, Serum
Bir paraprotein varlığı multiple miyeloma, primer amiloidoz, benign monoklonal gammopatiler (MGUS), Waldenstrom makroglobülinemi veya diğer lenfoproliferatif hastalıkların göstergesidir. Total serum proteni, beta ve gama globulin ve kantitatif immünoglobülin kosantrasyonlarının tümü normal olsa bile bir paraprotein bulunabilir.


Nöron-Spesifk Enolaz (NSE)
Artmış serum NSE düzeyleri küçük hücreli primer akciğer kanserli hastalarda rapor edilmiştir. Nöroblastomalı hastalarda da yüksek NSE düzeyleri bulunabilir. Serum NSE bu tür kanser hastalarında tümörün rekürrensi veya progresyonunu izlemede kullanılabilir. Serum NSE’nin günlük seri ölçümleri komatöz hastalarda nöronal hasarı belirlemede kullanılabilir. Komatöz hastalarda kardiyopulmoner resüssitasyon sonrası 24 ve 48. saatlerde yüksek NSE düzeyleri kötü akıbetle ilişkilidir. Hemoliz yalancı pozitif sonuçlara neden olabilir.

 

Nöronal Nükleer (Hu) Otoantikorları, Serum
SSS paraneoplastik sendromlar (kanserin uzak bir etkisi olarak oluşan nörolojik bozukluklar) genellikle otoimmün bir olayın sonucu olduğu düşünülür ve tümör dokusunda eksprese olan antijenlere karşı oluşan otoantikorlar santral sinir sis-teminin benzer antijenlerine karşı reaksiyona girerler. Nöronal nükleer otoantikorlar (Tip 1 ANNA; Hu otoantikorları) subakut duyu nöropatisi, paraneoplastik ensefalomiyelit ve paraneplastik serebellar dejenerasyon dahil bir kısım paraneoplastik sendromlarda bulunur ve küçük hücreli akciğer kanseriyle ilişkilidir.


Nöronal Nükleer (Hu) Otoantikorları, CSF
SSS paraneoplastik sendromlar (kanserin uzak bir etkisi olarak oluşan nörolojik bozukluklar) genellikle otoimmün bir olayın sonucu olduğu düşünülür ve tümör dokusunda eksprese olan antijenlere karşı oluşan otoantikorlar santral sinir sisteminin benzer antijenlerine karşı reaksiyona girerler. Nöronal nükleer otoantikorlar (Tip 1 ANNA; Hu otoantikorları) subakut duyu nöropatisi, paraneoplastik ensefalomiyelit ve paraneoplastik serebellar dejenerasyon da-hil bir kısım paraneoplastik sendromlarda bulunur ve küçük hücreli akciğer kanseriyle ilişkilidir.


Nöronal Nükleer (Ri) Otoantikorları, Serum
Tip 2 nöronal nükleer (Ri) otoantikorlar opsoklonus/miyoklonus sendromuyla ilişkilidir ve sıklıkla göğüs kanseri, küçük hücreli akciğer kanseri ve jinekolojik kanser vakalarında görülür.

 

Nöronal Nükleer (Ri) Otoantikorları, CSF
Tip 2 nöronal nükleer (Ri) otoantikorlar opsoklonus/miyoklonus sendromuyla ilişkilidir ve sıklıkla göğüs kanseri, küçük hücreli akciğer kanseri ve jinekolojik kanser vakalarında görülür.


Protein Elektroforezi (PEP), CSF
Menenjit, tüberküloz, beyin apsesi, meningovasküler sifiliz, CVA, neoplastik hastalıklar, multiple skleroz ve nörolojik hastaşığa neden olan diğer dejeneratif olaylarda yararlıdır.


Purkinje Cell Sitoplazmik (Yo) Otoantikorlar
Paraneoplastik serebellar dejenerasyonda (PSD) serebellar Purkinje hücrelerinin yaygın kaybı sıklıkla altta yatan gizli bir neoplazmayı gösterir. PSD en sık hızlı başlayan ataksi, dizartri veya nistagmusu olan postmenopozal kadınlarda gözlenir. PSD’li ve tip 1 Purkinje hücre (Yo) otoantikorlu kadınlarda ilişkili malignansi en sık jinekolojik (özellikle ovaryan) veya göğüs kanseridir.

 

Purkinje Cell Sitoplazmik (Yo) Otoantikorlar, CSF
Paraneoplastik serebellar dejenerasyonda (PSD) serebellar Purkinje hücrelerinin yaygın kaybı sıklıkla altta yatan gizli bir neoplazmayı gösterir. PSD en sık hızlı başlayan ataksi, dizartri veya nistagmusu olan postmenopozal kadınlarda gözlenir. PSD’li ve tip 1 Purkinje hücre (Yo) otoantikorlu kadınlarda ilişkili malignansi en sık jinekolojik (özellikle ovaryan) veya göğüs kanseridir.